Bu davalar her şeyi değiştirdi

Türkiye

Teknoloji / Türkiye 74 Okunma

Teknolojinin doğuşundan beri, tüketicilerle firmaların amaçları defalarca çakıştı. Bunların çoğunda çözüm ancak mahkemeler yoluyla bulunabildi. Bu davalardan bazıları, hayatımızı iyi veya kötü şekilde etkileyen, kalıcı etkiler bıraktı.

İşte dijital dünyaya ait, pek çok şeyi değiştiren 5 önemli dava ve sonuçları...

1. Kendi DVD'lerinize sahip olma hakkı

İlk DVD'ler CSS (Content Scrabble System, Web'de kullanılan CSS değil) adı verilen kısıtlayıcı kopya korumasıyla geliyordu. Bu kopya korumasını kırmaya çalışan kişiler, DeCSS adında bir program ortaya çıkardılar. Ancak bu durum, Motion Picture Association'ın (MPA) ve DVD Copy Control Association'ın (DVD-CCA) Norveçli programcılardan birinin peşine düşmesiyle sonuçlandı. Açılan davada DVD-CCA ve MPA'nın her ikisi de kaybederek önemli bir darbe yediler. Mahkeme, DVD'leri kişisel kullanım için kopyalamanın kanun dışı olduğunu kabul etmedi.

2. Microsoft tekelinin sonu

Microsoft'un yazılım dünyasına hükmetmesi, 1990'ların sonunda ABD Adalet Bakanlığı'nı rahatsız etmeye başladı. Özellikle Internet Explorer'ın Windows ile birlikte gelmesi ve tarayıcınızı değiştirmenin çok kolay olmaması, Adalet Bakanlığı'nı rahatsız etti.

Bakanlığa göre Microsoft, işletim sistemindeki API'ları da Internet Explorer'dan yana kullanıyordu.

Tüm bunlar, dünyanın en güçlü ülkelerinden birinin dünyanın en güçlü firmasıyla karşı karşıya gelmesi demekti. Gates'in yaşananlar sırasında basit kelimelerin tanımlarıyla uğraşıp kaçamak cevaplar vermesi dikkat çekmişti.

Sonuç olarak hakim, API'ların diğer firmalarla paylaşılması ve kaynak kodlarının üç devlet temsilcisine sağlanması şart koşuldu.

Bu dava bazıları tarafından önemsiz gibi görünse de Mozilla, Apple ve Google gibi firmaların Microsoft ile rekabet edebilmesini sağladı.

3. Napster'ın ölümü

İnternet üzerinden şarkı paylaşmaya izin veren Napster'da her şey bedavaydı. Henüz yayınlanmamış müzikler bile... Bu durum ünlü müzik grubu Metallica'nın canını sıktı ve grup, Napster'a dava açarak indirilen her şarkı için minimum 100.000 dolar talep etti.

Sonuç olarak Napster davayı kaybetti. Metallica'nın şarkılarını hizmetin dışında tutmak ve bu müzikleri paylaşan 230.000 kişiyi engellemek zorunda kaldı. Napster, bu yaşananların ardından çok fazla ayakta kalamadı.

4. LimeWire'ın ölümü

LimeWire'ın sorunu da aynı Napster gibi lisanslı içerikleri yasa dışı dağıtmasıydı. Bu durum, Arista Records ve 13 kayıt şirketinin firmaya dava açmasıyla sonuçlandı.

Kayıt şirketlerine göre LimeWire, telif hakkı ihlaline katkıda bulunuyor ve kanunları çiğniyordu. Hakim, kayıt şirketlerini haklı buldu ve LimeWire'ın kalıcı olarak kapatılmasına hükmetti. Dahası LimeWire'ın tazminat ödemesine hükmedildi. Bu cezanın 72 trilyon ile 75 trilyon dolar arasında olduğu (tüm dünyadaki paradan fazla) iddia edildi.

Bu karar, LimeWire gibi firmaların, kullanıcılarının yaptıklarından haberdar olmadığını söylemesinin bir işe yaramayacağını bir kez daha göstermiş oldu. Davanın bir başka sonucu ise internette korsanın engellenmesinin mümkün olmadığı idi. LimeWire kapatıldıktan kısa süre sonra yazılımın merkezi bir sunucuyla çalışmayan, gayri resmi sürümü yaygınlaşmaya başladı.

5. İndirenlere açılan dava

ABD'de, dört çocuk annesi Jammie Thomas-Rasset, RIAA tarafından 12 şarkıyı Kazaa ağında paylaştığı için bir mektup aldı. Mektupta Thomas-Rasset'ten mahkemeye çıkmaması için 5.000 dolar talep ediliyordu. Belki de bunun sahte bir mektup olduğunu düşünen Thomas-Rasset, isteneni yapmadı. Ancak bu, anne için büyük bir hata oldu.

Mahkemeye çıkan Thomas-Rasset, davayı kaybetti. RIAA, 222.000 dolar tazminat almaya hak kazandı ve bu miktar, daha sonra 1.920.000 dolara yükseltildi (şarkı başına 80.000 dolar). Thomas-Rasset yaptığı itirazla cezayı 54.000 dolara düşürmeyi başardı (şarkı başına 2.250 dolar).

Dava, mahkeme sisteminde 7 kez gidip geldikten sonra ceza, ilk baştaki 222.000 dolara geri döndü. Cezayı ödeyemeyen Thomas-Rasset, iflas ettiğini duyurdu.

Bu davanın önemiyse kayıt firmalarının, sadece yazılımları geliştirenlerin değil, kullanıcıların da peşine düşebileceğini göstermesiydi. Ancak bu yaşananlar RIAA açısından tam bir halkla ilişkiler felaketi oldu. Kuruluş, dört çocuğa bakan bir annenin peşine düşerek kötü bir imaj oluşturdu. Yaşananların ardından RIAA, kullanıcılara dava açmayı bırakarak servis sağlayıcılarla çalışmaya başladı.

Yorum